BLOG DETAY

Toplumsal Önyargılar Kıskacında Kekemelik ve Freud ile Yeniden Bakmak

17.02.2026

"Sakin Ol". “15 günde kekemeliğe son!” Demekten Daha Fazlası: Toplumsal Önyargılar Kıskacında Kekemelik ve Freud ile Yeniden Bakmak

/FREUD’UN PSİKODAVRANIŞSAL BAKIŞI- KEKEMELİK

Günümüzde güncel toplumsal algıda kekemelik; sıklıkla ani bir korku sonrası gelişen patolojik bir "hastalık" olarak yanlış kavramsallaştırılmaktadır. Bu bakış açısı, kekemelik momentlerinde bireye "dur, sakin ol" veya "baştan başla" gibi işlevsel olmayan müdahalelerde bulunulmasına ve kekemeliği olan bireylerin sosyal ortamlarda marjinalleştirilerek reddedilmesine neden olmaktadır. Kekemeliği olan bireyler; toplumun bu durumu yanlış bir şekilde akut bir travma ya da hastalık olarak nitelendirmesi sebebiyle, ciddi bir damgalanma süreciyle karşı karşıya kalmaktadır. Akıcılık bozukluğu anında çevre tarafından sunulan hatalı direktifler, bireyin yaşadığı sosyal izolasyonu pekiştirmekte ve bu kişilerin toplumsal yaşamda geri plana itilmesine yol açan sistematik bir dışlanma örüntüsü yaratmaktadır.

Kekemeliğin tanımı ise çok faktörlü olup, "seslerin ve tek heceli sözcüklerin tekrarlanmasıyla, ses uzatmalarıyla, sesli-sessiz bloklarla karakterize bir akıcılık bozukluğu" şeklinde ifade edilmektedir. Aynı zamanda kekemeliğin; nörogelişimsel, nörofizyolojik, genetik, motor, psikolojik ve mizaç/duygudurum etkileri olan, temel sebebinin net bir şekilde halen belirtilemediği açıklanmıştır. Kekemelik; konuşmanın görünen kısmı olan motor üretimindeki bir aksamadan ziyade, bireyin iç dünyası, mizaç özellikleri ve çevresel beklentiler arasındaki dengesizliğin bir dışavurumu olarak ele alınabilir. Bununla ilgili Sigmund Freud da dahil olmak üzere birçok kuramcı ve bilim insanı kekemeliği mizaç, duygudurum ve psikolojik etkilerle ele almış; araştırmaların sonuçlarında ise bütüncül bakış açısını kazandıran bir noktaya gelinmiştir.

Freud’un psikodavranışsal bakışına ve "Freud’un Yapısal Kişilik Teorisi" (Id, Ego, Superego) modeline göre Freud, insanın kişiliğini bir buzdağına benzetir. Joseph Sheehan’ın kekemelikteki "Buzdağı" tanımı da Freud’un bakış açısı ile örtüşmektedir. Bilinçli zihnimiz sadece suyun üstündeki küçük kısımdır; asıl karmaşa ise suyun altındaki bilinçdışında yaşanır. Freud’un tanımına göre İd; bilinçdışı ve haz ilkesi ile çalışan, cinsellik ve saldırganlık gibi dürtülerle mantıksız ve bencilce hareket eden yapıdır. Ego; gerçeklik ilkesi ile İd’in arzuları ve gerçek dünyanın kısıtlamaları arasında denge kurmaya çalışan, mantıklı ve planlı olandır. Süperego ise ahlaki değerleri ve vicdanı sergiler; toplumsal kurallar ve ebeveyn öğretileriyle şekillenerek İd’in dürtülerini baskılamaya çalışır. Bu üç yapı sürekli bir çatışma halindedir. Eğer Ego, İd'in istekleri ile Süperego'nun ahlaki baskıları arasında dengeyi kuramazsa ortaya kaygı çıkar. Ego bu kaygıyı azaltmak için inkar, yansıtma ve bastırma gibi çeşitli savunma mekanizmaları geliştirir.

Özetle bir kişilik, Ego'nun bu iki zıt uç arasında başarıyla arabuluculuk yapabildiği bir yapıdır. Freudyen bir bakış açısıyla kekemelik, içsel bir çatışmanın fiziksel tezahürüdür. Bireyin konuşma arzusu (Id) ile hata yapma korkusu veya mükemmeliyetçi baskı (Süperego) arasında kalan Ego'nun, bu gerilimi yönetemeyip konuşma motor sistemine yansıması ile açıklanabilir. Kekemelikte mizaç ve duygudurumun çocukluktan süregelen önemli etkisinde kekemeliğin; şiddeti, değişkenliği, azalması ya da çevre ile yaşam içindeki olumsuz etkilerin yönü farklılık gösterebilmektedir. Kekemeliği olan bireylerin kekelemeye başladığı zamanla mizaç ve çevrenin birbirleriyle şekillenen ve farklılık gösteren etkileri ile kekemelik şiddetinin artması muhtemel olacaktır. Sadece Freud bakışı ile kekemelikte yaşanan deneyimlerin davranışa, yani psikososyal etkilere beraberinde getirdiği anlaşılmaktadır.

Biz Dil ve Konuşma Terapisti sağlık mensupları olarak; günümüz dijital platformlarında ve merdiven altı merkezlerde sıkça rastlanan "15 günde kekemeliğe son" veya "kesin çözüm" gibi vaatlerin; kekemeliğin doğasına aykırı, etik dışı ve bilimsel dayanağı olmayan ticari tuzaklar olduğunu vurguluyoruz. Belli belirsiz olan yapay teknikler, sosyal yaşamın stres faktörleriyle karşılaştığında çöker ve bireyde daha büyük bir hayal kırıklığına yol açar. Bu durum, zaten baskın olan Süperego'nun "yine başaramadın" diyerek bireyi daha derin bir depresyona ve sessizliğe itmesine neden olur. Gerçek bir terapi süreci 15 günde "sonlandırmayı" değil; bireyin özgüvenini inşa etmeyi, kekemeliğin yarattığı ikincil zararları ortadan kaldırmayı ve bireyin her koşulda "korkusuzca" konuşabilmesini hedefler.Hatta bu sebeple bile sonrasında kekeleme anlarının şiddetinin/sıklığının azaldığı bariz görülmüş ve uygun tekniklerle terapi sürecinde müdahalelere devam edilmektedir.Toplumun bakış açısının bu şekilde değişmesi ve bilimsel çalışmaların artması oldukça önemlidir.

Bu alanda önemli çalışmalar yapmış ve bizlerin de hocası olan Dr. Charles Van Riper (1971), süreci şu şekilde betimlemiştir:

"Kekemelik; konuşma terapisi, psikiyatri, nörofizyoloji, genetik ve daha birçok disiplinin masasına yayılmış bir yapboz gibidir… Kimi çok önemli parçaların yalnızca yanlış yere konmuş olabileceğinden değil, hala bulunmamış olabileceğinden şüpheliyim." Van Riper’ın ifade ettiği gibi çok yönlü değerlendirilen bu süreçte, bilimsel derinlikten yoksun olan "15 Günde Kekemeliğe Son" gibi vaatler birer illüzyondan ibarettir. Günümüzde yapbozun birçok parçası bulunmuş; genetik kodlar çözülmüş ve beyin görüntüleme cihazlarında nöral farklılıklar saptanmıştır. Ancak hala "bulunmamış parçalar" olduğunun bilincinde olan bir terapist bilir ki: İnsan ruhu ve konuşma mekanizması 15 günde çözülemez! Toplum ise bunun farkında olmalı ve gerçek dışı ibarelere inanmamalıdır.

Dil ve Konuşma Terapisti-.Miray Yahyaoğlu

KAYNAKÇA

  • Yairi, E., Seery, H. C. (2022). Stuttering – Foundations and clinical applications. Third Edition. San Diego, CA:Plural Publishing
  • Packman, A., Attanasio, S. J. (2017). Theoretical issues in stuttering. Second Edition. New York: RoutledgeJelcic, J. S., Onslow, M. (2012). The science and practice of stuttering treatment: A symposium. West Sussex: UK. Wiley-Blackwell Publishing
  • Stuttering Foundation: A Nonprofit Organization Helping Those Who Stutter www.stutteringhelp.org